BU FORMÜL GERÇEK HAYATTA NE İŞİME YARAR?

“Matematik günlük hayatta ne işimize yarayacak?”

Artık bir yerden sonra bu soru özellikle de matematik öğretmenleri için can sıkıcı hal alıyor. Çünkü öğrenciler anlamadıkları bir konu olduğunda ya da canları sıkıldığında sanki bir cankurtaran gibi bu sorunun arkasına sığınıyorlar. İçlerinde elbette samimi olanları vardır ama ekseriyetin düşüncesinin ilk söylediğim olduğu kanaatindeyim. Öyle ya da böyle bu soruyu soranların çoğu somut veriler peşindeler. Özellikle de lise öğrencileri. Üslü sayıları, köklü sayıları, fonksiyonu, logaritmayı, karmaşık sayıyı öğrenince bir işe yarasının peşindeler. Aslında haklılar da. Öğrendikleri şeylerin hayatlarında bir işe yaramasının, yaşamı onlar için kolaylaştırmasından daha doğal bir istek ne olabilir ki? Aslına bakarsanız pek işe yaramaz. Çünkü matematikle ilgili hiçbir formülü, denklemi ya da fonksiyonu gündelik yaşamda kullanmayız. Mesala  manava gidip sin30 kg elma ister miyiz? Ya da  yarım kilo elma almak için sin 30’un 0,5’e denk olduğunu bilmeniz gerekmez. Yani matematik hayati bir konu değildir,  çarpım tablosunu ve basit dört işlemi bilmek  hayatta kalmak için işimizi görür.

“Pekii o zaman neden matematik öğreniyoruz?”

Bizde matematiğin yerini anlamak için 5dk matematiği yokmuş gibi düşünelim; örneğin sabah kalktık ve saatimize baktık ama boşuna çünkü matematik yoksa rakamlarda olmaz zaten… Saatteki 12 rakamı ve bir saatin 60dk olması matematiğin sonucudur.
Neyse, saate bakamadık şimdi lavaboya gidip elimizi yüzümüzü yıkayalım ama birde ne görelim? Çeşme yok!, kahvaltı yapacağız, bakkala gittik, ekmek fiyatını sorduk ama yine cevap yok! rakamlar yok ki bakkal nasıl cevap versin? Matematikteki sistematiği kavramış doktor daha iyi doktordur, stratejik düşünebilen hakim, simetriyi kavrayan sanatçı, kuaför,  hesap kitap işlerini iyi bilen yönetici diğerlerinden daha iyidir. İşte bu nedenlerle önemlidir matematik.Gerçek şu ki somut manada kişinin hayattaki rolüne göre matematiğin faydaları değişecektir. Ama herkes için matematiğin değişmeyecek tek faydası matematiksel düşünme ve problem çözme becerisini kazanmak olacaktır ki aslında okullarda verilmesi gereken de budur. İşte biz matematikçilerin temelde ayrıldığı nokta burasıdır. Biz matematikteki her konuyu öğrenci doğrudan günlük yaşamında kullansın diye öğretmeyiz. Karmaşık sayılar, öğrencinin yolda yürürken ya da karşıdan karşıya geçerken işine yaramayacak elbette. Ya da logaritmayı bilmezse hayat onun için yaşanmaz hale gelmeyecek. Ama bu kavramları birer araç olarak kullanıp öğrencilerin zihinsel gelişimine yardımcı olmak, düşünmelerini sağlamak ve kavramlar arası bağ kurmalarına yardımcı olmak çabasındayız. Tabi bir çok alanda olduğu gibi bazen araç, amaç haline geldiğinden dolayı sıkıntılar da ortaya çıkmıyor değil. Öğrencilerimin muhtelif zamanlarda sordukları bu soruya bazen “hiçbir şeye yaramaz!” bazen de “her şeye yarar!” diyesim geliyor. Bu aslında başından savmak, soruyu geçiştirmek amaçlı söylenen sözler kategorisine giremeyecek ölçüde üzerinde düşünülmüş ciddi bazı fikirler barındırıyor. Matematiğin içinde olanlar, kıyısından köşesinden geçmiş olanlar matematiğin sembolik bir dili olduğunu bilirler. Ben de bu sembolizmden faydalanarak bu iki düşünceyi sayı doğrusunun iki ucuna yerleştirdim. Sol ucuna “matematik hiçbir şeye yaramaz”, sağ ucuna da “matematik her şeye yarar” ifadelerini yazdım.

Sayı doğrusunun iki ucundaki oklar sonsuza kadar gidildiğini gösteren birer sembol. O halde oraya hiç varılamaz. Buradan hareketle matematiğin hiçbir şeye yaramadığını da her şeye yaradığını da söylemek mümkün değil.  Kişinin hayattaki rolü bu skaladaki yerini belirler. Hatta bu sabit bir yer de değildir. Gelgitler olur. İşi matematik olan kişinin konumu sağa yakınken, işi matematikle en alakasız olan kişinin (!) konumu da dolayısıyla sola yakındır. Mesela ben dünyanın güneşin etrafında neden eliptik yörüngede döndüğünü merak edip bunu öğrenme çabasına girişsem ve de öğrensem, bu benim gündelik hayatımı kolaylaştıracak mı? Bir işime yarayacak mı? Fakat bu tür bilgileri öğrenme süreci, bazıları için büyük bir eğlence ve kesinlikle tadılması gereken bir zevktir. Tıpkı bir okurun roman okurken, bir müzisyenin müzik yaparken ya da bir sporcunun spor yaparken aldığı keyif gibi. Kısacası bazı disiplinlerden faydalanmak elle tutulur, gözle görülür şekilde olmayabilir. Bunlar özellikle matematik ve felsefedir. Bu disiplinler kişiye doğru düşünmeyi, doğru soru sormayı, muhakeme edebilme yeteneğini, problem çözme becerilerini kazandırmayı hedefler. Aslında tüm yazıda söylemeye çalıştığım da bundan ibarettir.

Kişiye hayatta bundan büyük fayda var mıdır?

Görünürde matematik bilende yaşıyor, bilmeyen de yaşıyor. Ama unutmayın ki matematik insan beyni için en ideal düşünce şeklini oluşturuyor.

Zülal DEMİRBİLEK
Matematik Zümre Başkanı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir